Birçok işi halledip birçoğunu da önüme yığdığım bir iftar üzeri. Keyifler nerde hiç bilmiyorum. Zıp zıp zıplayan notaları barındıran müzikleri dinliyorum. Şimdi siz bilmezsiniz benim çok meşhur bir lafım vardır. Bugün meşhur oldu. 'Her şeyi de eğlenerek yapmak zorunda değiliz. Eğlenceli şeylerin de eğlencesi kalsın' Aslında bunu biraz daha düşünerek söyleseydim ve arka planda 'Under Paris Skies' çalmasaydı daha sanatsal olabilirdi. Neyse bugün meşhur olan bu lafımla biraz zıtlaşarak yaptığım işi eğlenceli kılmak istedim. Çok da güzel oldu. Tanıdığım biri var, henüz meşhur olmamış biri, yaşı da küçük biraz. Neyse. O da işini eğlenceli, hatta daha eğlenceli, dünyanın en eğlenceli işi gibi gösterebilmek için vaktinin çoğunu bir şeyleri hazırlamaya harcardı. Hiç unutmuyorum çünkü bunu anlatınca herkes ona gülmüştü. Ders çalışmak için odasını balonlarla doldurmaya karar vermiş ve başlamış balon şişirmeye. Şişir Allah şişir. Yeterli havayı renkli balonların içinde bulamayınca ve yorgun düşünce ders çalışamayıp uyumuş. Ama balonları tekrar söndürüp ve odayı toplayıp. Şimdi burdan yola çıkarak okkalı bir hayat dersi verirdim ama kimse okumaz diye kendime saklıyorum. Şaka yapıyorum, okkalı hayat dersim yok. Sadece biraz eğlenmemize izin var çünkü büyük eğlenceler hazırlayacak kadar vaktimiz yok. Çok kasmadan işimize bakalım yani. Hadi ama yani.
