Beni siz delirttiniz, Beni siz delirttiniz, Beni siz delirttiniz
Aslında delirmekle hiç alakam yok öyle huzurluyum ki. E o zaman ne bok yemeye topladın bizi buraya ? Topladım mı sahiden, zannetmiyorum. Monolog yapmayı severim. Bu akşam birkaç dilim ayva yedikten sonra gözüm top şeklinde yerde yuvarlanan yeşil çoraplarıma takıldı. Ve yazmam gerektiğini hissettim. Olur ya öyle. Yıllardır tek başıma yaşamanın hayalini kurdum, mavi duvarları olan bir ev hayal bile etmemiştim. Hayalin bile bir raconu olmalı öyle değil mi? Şu an evimin mavi duvarlarına bakıp gülümsüyorum. Evet, beni siz delirttiniz.
İnsan mutluyken bile en kötüleri düşünüyor. Öyle öğretilmedi mi size? Kahkahalı mutluluğun ardından mutsuzluğu kendiniz bulmazsanız hayat sizi kocaman kocaman kederlerin içine atmaz mı? Gülümsemeler dudakta donup kalmalı, hızlıca. Biri almalı onu ve yerine kıvılcımlar bırakmalı, hızlıca. Böyle devam etmeli değil mi? Etmeli mi, etmemeli mi? Böyle mi? Beni siz mi delirttiniz?
Korkuyor musunuz? Ey monologlarımın muhatapları, korkmuyor musunuz? Ben korkuyorum. Ama burada korkularımdan bahsederek kendimi delirtmeme izin vermeyeceğim çünkü beni siz delirteceksiniz. En masum ben olmalıyım. Tüm günahları sırtlanmak nasıl bir şey anlatırsınız eğer bir bankamatik sırasında karşılaşırsak. Sizin de avuçlarınız terledi mi? Çok mu soru sordum, dinlemeyi severim.
Ayvamdan bir ısırık alıp geliyorum. Delirin.
