14 Şubat

20 Haziran 2021 Pazar

YAKIN SES

           



Bazı sesler beni mahvediyor. Özellikle yakından gelenler. Az önce sokaktan bir kızın ağlamayla karışık bağırma sesiyle neye uğradığımı şaşırdım. Anne ve babasının sürekli birbirleriyle kavga etmesinden, oturup bir sohbet bile edememelerinden yakınıyordu. Sokaktaki tüm sesler sustu, balkonlara koşan terlik tıkırtıları hariç. Kendisini bir yere ait hissedemeyen ve etrafındaki kötü karanlığı yırtıp atmak isteyen sesini göğsüme bastırmak istedim. Ona kahve yapmak istedim, meyveli saçma sapan tariflerimden; belki biraz yemek. Bir şekilde ona çok iyi gelmek istedim. Nefes alamamasından korktum. Hatta en çok nefes almak istememesinden. Evden çıkıp sokağa fırladım. Kimse yoktu. Evin camlarına çarpıp seken sesi de yoktu. Biraz bekleyip eve döndüm, sokaktaki sesler geri gelmişti. Çocuk sesleri, gerekli gereksiz konuşmalar, gülüşmeler... 

Onun sesi sadece benim evimde asılı kaldı öyle. Duvarlara sindi, kapı kollarına, anahtar deliğinden başka odalara süzüldü. Ben de tüm bunları, kafamın içindekiler ve hücre çeperime yapışanlar dahil hepsini buraya sürmek istedim. Çünkü çok yakından gelen bazı sesler beni mahvediyor. 

24 Nisan 2021 Cumartesi

BİRAZ EĞLENMEMİZE İZİN VAR


                                              

         
         Birçok işi halledip birçoğunu da önüme yığdığım bir iftar üzeri. Keyifler nerde hiç bilmiyorum. Zıp zıp zıplayan notaları barındıran müzikleri dinliyorum. Şimdi siz bilmezsiniz benim çok meşhur bir lafım vardır. Bugün meşhur oldu. 'Her şeyi de eğlenerek yapmak zorunda değiliz. Eğlenceli şeylerin de eğlencesi kalsın' Aslında bunu biraz daha düşünerek söyleseydim ve arka planda 'Under Paris Skies' çalmasaydı daha sanatsal olabilirdi. Neyse bugün meşhur olan bu lafımla biraz zıtlaşarak yaptığım işi eğlenceli kılmak istedim. Çok da güzel oldu. Tanıdığım biri var, henüz meşhur olmamış biri, yaşı da küçük biraz. Neyse. O da işini eğlenceli, hatta daha eğlenceli, dünyanın en eğlenceli işi gibi gösterebilmek için vaktinin çoğunu bir şeyleri hazırlamaya harcardı. Hiç unutmuyorum çünkü bunu anlatınca herkes ona gülmüştü. Ders çalışmak için odasını balonlarla doldurmaya karar vermiş ve başlamış balon şişirmeye. Şişir Allah şişir. Yeterli havayı renkli balonların içinde bulamayınca ve yorgun düşünce ders çalışamayıp uyumuş. Ama balonları tekrar söndürüp ve odayı toplayıp. Şimdi burdan yola çıkarak okkalı bir hayat dersi verirdim ama kimse okumaz diye kendime saklıyorum. Şaka yapıyorum, okkalı hayat dersim yok. Sadece biraz eğlenmemize izin var çünkü büyük eğlenceler hazırlayacak kadar vaktimiz yok. Çok kasmadan işimize bakalım yani. Hadi ama yani.